Bazen tıkanıklık, büyük kararlarla değil… küçük alışkanlıklarla başlar.
Farkına varmadan meşgul, ama yönsüz hissedersin.
Çalışıyorsundur — ama gelişmiyordur.
Katkı veriyorsundur — ama görünmüyordur.
💬 Koçlukta buna stratejik özfarkındalık diyoruz.
Yani kendine şu soruları nazikçe sormak:
🔹 Öğreniyor muyum, yoksa sadece tekrarlıyor muyum?
🔹 Görünürlük alanım var mı, yoksa sessiz katkılarla mı ilerliyorum?
🔹 Bir yön duygum var mı, yoksa alışkanlıkların içinde mi kayboldum?
⸻
Son zamanlarda sıkça karşılaştığım bazı örnekler var.
Belki sende de yankı bulur:
🔹 Sadakatle takılı kalmak → “Burası tanıdık” diye, artık gelişim alanı sunmayan bir yerde oyalanmak.
🔹 Kendi sesini bastırmak → Fikirlerin var, ama “rahatsızlık vermemek” için kendini geride tutmak.
🔹 Kendini güncellememek → Başkaları değişirken, sen hâlâ eski tanımına tutunuyorsan…
🔹 Geri bildirimi zorlamak ya da kaçmak → Oysa gelişim; yargısız geri bildirimle başlar.
🔹 Ağ kurmamak → Yeni kapıların çoğu, seni gören bir tanıdıktan açılır.
🔹 Sağlığı ertelemek → Zihinsel ve bedensel yorgunluk, en sessiz sabote edicidir.
Ve belki de en önemlisi:
❗ Amaçsız meşguliyet → Yorarsın kendini ama nereye gittiğini bilemezsin.
⸻
💡 Peki ne yapabiliriz?
Küçük ama etkili başlangıçlar:
✔️ Her ay biriyle yeni bir sohbete alan aç.
✔️ Her çeyrekte bir beceriyi gözden geçir.
✔️ Her hafta bir başarıyı görünür kıl.
✔️ Her yıl yeni bir “neden”e temas et.
Çünkü gelişim; büyük adımlarla değil, küçük fark edişlerle başlar.
Ve çoğu zaman şu soruda gizlidir:
“Ben nereye gidiyorum… ve bunu neden seçiyorum?”
