Bugün’ü yaşadın mı, yoksa sadece geçti mi?..
Bugün yürürken bir evin bahçesinden gelen yoğun gül kokusu beni durdurdu.
Aynı yoldan belki yüzlerce kez geçmişimdir, ama o koku sanki ilk kez oradaydı.
Duraksadım.
O an fark ettim,
“Bazı şeyleri ancak yavaşladığımızda duyabiliyoruz.”
Bu küçük deneyim bana Sinan Canan’ın verdiği bir örneği hatırlattı,
Uzun bir yolculukta müziğin sesi rahatsız etmez.
Ama aracı park ederken çoğumuz farkında olmadan sesi kısarız.
Çünkü o an “otomatik pilot”tan çıkmamız gerekir.
Zihnimiz şöyle der, “Şimdi gerçekten dikkat etmen gerekiyor.”
Profesyonel hayatlarımızda da benzer anlar yaşıyoruz.
* Gün boyu toplantıdan toplantıya koşarken,
* Mail’ler, sunumlar, kararlar arasında giderken,
* Yoğunluk içinde bir şeyleri bitiriyoruz… ama fark ediyor muyuz?
Verimli geçen gün, her işi tamamladığımız gün olmayabilir.
Bazen bir cümlede, bir bakışta, bir kararda “gerçekten fark ettiğimiz” an, en değerli andır.
Bugün neye gerçekten dikkat verdin?
O sunumun ortasında hangi detay sende bir şey uyandırdı?
Toplantıda ne zaman iç sesini duydun?
Bir karar alırken gerçekten durup düşündün mü, yoksa sadece geçtin mi?
Hayat çoğu zaman kendi ritminde akar. Ancak anlam, o ritmin içinde bir an durduğumuzda ve belki de o “hayretle” ortaya çıkar.
Çünkü asıl fark yaratan şey, ne kadar meşgul olduğumuz değil…
Ne zaman ve ne kadar gerçekten orada olduğumuzdur..
